Kamran ƏLƏSGƏRLİ

Birçoğumuzu düşündürecek bu başlık aynı zamanda bazı sorular bağlamıyla da kafa karışıklığına sebep olacaktır. Başlığa baktığımızda;

Ekonomi ve iktisat aynı anlamı ifade etmiyor mu?

Bu iki kavramı birbirinden ayıran özellikler var mı,varsa nelerdir?  Gibi sorular bizi düşünmekten alıkoymayacak.

Günümüz eğitim sisteminde eş anlamlı kullanılan bu iki kavramın farklılığını ortaya koymak için bazı değerlendirmelerde bulunmak mümkündür. Biz burada 3 önemli yaklaşım üzere değerlendirme yapacağız.

İlk olarak kavramsal manada bir değerlendirme yapalım. Bildiğimiz gibi ekonomi Yunanca bir kavram ve “Ev yönetimi” anlamına gelmektedir. Arapça bir kavram olan iktisat ise “kasede” sözünden gelmekte olup manası “Denge kurmak” olarak bilinmektedir.  Her bir iktisadi sistemde başlıca amaç dengeyi elde etmek bilgisinden yola çıkarak kavramsal olarak baktığımızda başlıca amacından uzak olan ekonomi kavramının iktisatsızlığını (dengesizliğini ) görmemek imkansızdır.

Bir diğer değerlendirme şekli ise tabi ki teorik alt yapısı ve tarihsel süreç üzerinedir.  Teorik olarak baktığımızda;

Bireysel menfaatin ön planda tutularak sosyal çıkarın (refahın) göz ardı edilmesi, paranın asıl amacı (ölçü vahidi ) dışında farklı şekilde (mal olarak işlem görmesi) kullanılarak faizin meşrulaştırılması, adalet ve ticari ahlak unsurlarının hiçe sayılması gibi bir sıra insan dışı önceliklerin yer aldığı ekonomi anlayışına karşı her zaman hakkın üstün tutulduğu,  ahlakın (ticaret) ön planda yer aldığı, sosyal refahın bireysel çıkarın üzerinde olduğu, paranın asıl amacı dışında kullanılmaması  (ve dolayısıyla fazı anlayışının hiçe sayılması) gibi insana has kriterleri muhafaza eden iktisat anlayışı, hayattaki geçim dengesini elde etmekte her zaman bizler için en ideal olandır. Bu bağlamda Hz. Peygamber’imizin “İktisat eden, refaha ulaşır.” hadisi bizler için unutmamamız gereken başlıca ilkelerden biridir. Bu ilkenin yer aldığı iktisat anlayışına rağmen sosyal refahın elde edilmesindeki yolu bireysel menfaatte gören ekonomi zihniyeti tabi ki hiçbir zaman dengede (iktisatta ) olamaz.

Tarihsel süreci aslında teorik bağlamda ifade etmemize rağmen kısa bir şekilde söylemek gerekirse; 18.asırda oluşan bir zihniyet nasıl olurda ondan çok önce var olan ve insanları saadete ( Asrı Saadet dönemi) ulaştıran bir zihniyetle kıyasla iktisatlı olabilir?

Son olarak uygulama açısından bir değerlendirme yapalım..

Bugünlerde yaşadığımız ekonomik sıkıntılarla aslında tarih boyunca hep karşılaşılmış ama geçici “pansumanlarla” tedavi edilmiştir. Geldiğimiz noktada durum diğerleriyle kıyaslanmayacak derecede daha da çalkantılı bir hal almıştır. 2008 Mortgage finansal krizi sonrası patlak veren ekonomik sistem bir türlü çıkışı yakalayamamış gittikçe buhrana uğramaktadır. Şimdi tam da burada hangi dengeden, hangi iktisattan söz edilebilir? Ama asrı saadet dönemine bakın; öz bilgiler eşliğinde, adaletin başlıca unsur olarak görüldüğü, ticari ahlakın önplanda tutularak uygulanan iktisat sisteminde insanların denk bir hayat sürdüğünü görmemek imkansızdır.

Çokta uzağa gitmeden başka bir örnek verelim. 1996 yılında kurulan ve rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın başkanlık ettiği 54. Hükümet döneminde uygulanan “Havuz Sistemi” ile bir ilke imza atılmıştır.  Bu minvalde o döneme kadar hiç başarılamayan bir sonuç elde edilmiştir.  Erbakan Hoca’nın önderlik ettiği hükümetin uyguladığı iktisadi politikalar sonucu “Denk bütçe ” yapılmıştır. Açık bir şekilde görüyoruz ki 1996 yılına kadar uygulanan politikalarla bu sonucu (denk bütçe) elde edemeyen ekonomik zihniyetin, hem teorik hem de pratik olarak iktisattan çok uzak olduğu ayan beyan ortadır.

Günümüzdeki gelişmelere de değinerek sözlerimi tamamlamaya çalışacağım. Bugünlerde bazı ülkelerin (özellikle Türkiye) gündeminde olan “İslam iktisadı” kavramı popülist söylemlere bırakılmayacak derecede önem arz etmektedir. Bu bağlamda yapılması gereken ilk önemli adım, İslam fıkhının matematiksel olarak irdelenmesi, elde edilen kavram ve teorilerin ekonometri modellerle incelenip günümüz şartlarına uygun bir şekilde formalaştırılmasıdır. Tabi burada ilk olarak eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve üstünlük psikolojisinin (Batı her zaman üstündür anlayışı) hiçe sayılarak uzman kadrolarla ciddi bir çalışmaya başlamak gerekmektedir.

Son cümle olarak Allah (cc), Rahman suresinin 7. ayetinde ‘’ Mizan’ı (Ölçü ve dengeyi) koydum.” ayeti bize dünya hayatında bu dengeyi(iktisadı) elde etmeyi emrediyor ve aynı surenin 8. ayeti ‘’Ölçüde (dengede) haddi aşmayın. ‘’ emriyle bu dengeyi bozacak şeylerden kaçınmamızı,yani mevcut ekonomik zihniyetten arınmamızı istiyerek bizleri uyarıyor…

Bizimsesimiz.info

BIR CAVAB BURAXIN

Please enter your comment!
Please enter your name here